Meditasyon, kökü eskilere dayanan bir olgu olsa da, son dönemlerde çokça adından bahsedilen bir yöntem. Özellikle, günümüz dünyasında neredeyse “sağlıklı yaşayan herkesin yapması gerekenler” başlığı altında da görülebilecek kadar içselleşmiş durumda. Tabi bunda, dünyanın gittiği yönün bireysellik tarafına yakınsamasının da, bu durumun bir para kazanma/harcama durumu olmasının da etkileri çok büyük. Peki, her yararlı saydığımız duruma baktığımız gibi, bunun da yan etkileri olabileceği ya da faydasının bir standardının olamayabileceğini yeterince konuşuyor muyuz? Benim düşünceme göre, bu sorunun cevabı hayır.

 

Meditasyon konusunu incelerken önceliğimizin, ilk olarak meditasyonu ne olarak tanımladığımız olması gerektiğini düşünüyorum. Birçok farklı tanımın yanında, ortak olan bazı noktalara baktığımızda hepsinde “iç huzuru arttırmaya yarayan, sakinlik, dinginlik odaklı ve zihnimizi denetlemeye yarayan yöntemler bütünü” olduğunu düşünebiliriz. Yöntemler çok değişkenlik gösterse de, temelinde olan durumun bu olduğunu görüyoruz. Bu tanımın içerisinde yer alan, “zihnimizi denetleme” ibaresinden dolayı, ve doğrudan insan ile ilgili olmasından dolayı psikoloji ile dirsek teması içerisinde olması ya da bunun psikoloji bilimi içerisinde incelenmesi muhtemel konulardan olması tabii ki kaçınılmaz. Bu sebepten dolayı, kimi psikoterapi ekollerinde doğrudan, kimilerinde ise dolaylı yoldan meditasyon yöntemlerine başvurulmuş, hakkında araştırmalar yapılmış ve çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır.

 

 

İlk olarak, kişinin kendisi ile vakit geçirmesinin, benlik algısını olumlu yönden geliştireceğini söyleyerek başlayabiliriz. Burada meditasyonun, yöntem olarak bir “içe dönüş serüveni” olgusu olmasından kaynaklı, doğal sonuç olarak, kişinin benlik algısı ve içgörüsünün gelişmesi sonucu ortaya çıkar. Burada bakmamız gereken, diğer kendi başımıza kaldığımız durumlar ile ya da iç huzurumuzu arttırmaya çalıştığımız başka eylemler (örneğin; egzersiz yapmak, yürüyüş, günlük tutmak) gibi aktiviteler ile kıyaslandığında bunun ne derece meditasyon ile alakalı olduğu düşünülmelidir. İnsan; doğası gereği, kendisine daha sihirli gelen olgulara karşı daha merak içindedir. Meditasyonun incelenmesinde özellikle bilimsel kalabilmek adına bunun incelenmesi oldukça önemlidir. Gerçekten kendimize fayda sağlayıp, yaşamımıza devam mı ediyoruz yoksa bu bir pseudoscience (sahte bilim) olmaya yatkınlığımızdan mı ileri geriyor? Bunu sorgulamak, bilim ile uğraşan her insanın yapması gereken ilk şey olarak karşımıza çıkıyor.

 

Çalışmaların çoğunluğu, günlük, sınırlı ve sistematik bir şekilde yapılan bir meditasyonun, kişinin duygu durumu, benlik algısı ve psikolojik durumunu pozitif yönde artıran bir yöntem olduğu sonucunu çıkarıyor. Ancak burada, özellikle son dönemde yapılmış iki çalışmadan bahsedilmesi gerekiyor. European Journal of Social Psychology’de yayınlanan bir çalışmaya göre, meditasyonu hayatın önüne koymak, “manevi üstünlük hissi ve narsisizm” duygularını tetiklediğini ortaya çıkarıyor. Kişinin; meditasyonu, hayatın merkezine koyduğu durumlarda kendine fazlaca yöneldiği için bu sebebin ortaya çıktığı, yeni çıkan bir psikometrik ölçek olan “manevi üstünlük” ölçüsünde anlamlı bir artış ortaya çıkarıyor.
Yapılan diğer bir çalışmaya göre de (Brown Üniversitesi, Çeşitli Düşünceler Deneyimi, 2017), meditasyon; beklenmedik etkilere, üzücü, zorlayıcı ve işleyişi bozan durumlara da sebebiyet verebildiği sonucu ortaya çıkıyor. Yapılan çalışmada ayrıca, zararın öznel yorumunun da daha fazla araştırılması gerekliliğinden bahsediliyor. Ayrıca, yazının başında da belirtildiği gibi, meditasyon kavramı uzun yıllar inzivayı da içerebilen, günde 10 dakikalık iç huzur yakalama seansları da olabilen bir yöntem ve hepsine meditasyon denilmesi, bu kapsamı belirli tutmayı engelliyor. Çalışmaların zarar kapsamı genellikle, yoğun uygulamalar için olduğu belirtiliyor.

 

Kısacası, buradan ne anlıyoruz?

 

1- Meditasyon, bireyin kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyorsa uygulanabilir bir yöntem.

2- Yöntemler ve uygulamalardan ziyade, yoğunluğu ve sıklığı zarar görmemek adına önemli.

3- Hayatın tamamını, meditasyondan ibaret görmek, belli problemlere sebep olabiliyor.

 

 

Ek olarak, bazı psikoterapi metotlarının, meditasyon ile bazı eklektik yöntemler oluşturabildiğini ve bazı psikologların bunları işlevsel olarak kullanabildiklerini de belirtelim.

 

Uzman Klinik Psikolog
Ümit Özkan Yalçın